Gönderen: Ali Berberoğlu | 15 Kasım, 2008, Cumartesi

Mahalle Maçları

Hey gidi günler hey… Biraz nostalji,her birimizden bir parça..,

Mahalle maçlarında başka hiç bir resmi müsabakada rastlayamayacağınız kurallar ve terimler vardır. İşte bazıları:

3 KORNER 1 PENALTI:
Hepimiz biliriz işte; kornerler kullanılmaz, her takım kazandığı 3 korner için 1 penaltı kullanır. Penaltı hakkının sayılması ise “Penaltı 1 … Penaltı 2″ diye eşşekler gibi anırılarak yapılır.

ATAN ALIR SİPOR:
Mahalle maçları genellikle caddelerde yahut bahçelerde yapıldığı için topun kaçma olasılığı olan çok yer vardır. Top bir yere kaçtığında topu kaçıran takımın karşısındaki takım hemen, “Atan alır sipor.” der. Top onların sahasında auta çıkmış olduğu halde karşı takım topu almak zorunda kalır. Hemen akabinde aralarından en sempatik olanı, “Olm atam öldü topu alamaz.” esprisini patlatır. Herkes deli gibi güler. Topun alınmasıyla oyun yeniden başlar.

ELİN AVANTAJI OLMAZ:
Takımlardan biri ataktadır. Defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golü yiyen takım el var diye mızırdar. Karşı takım, “Avantaj olm.” der. Hemen akabinde kaleci “Ulan elin avantajı olmaz.” diye haykırır. Bir yere varılamaz. Kısır döngüdür.

ADAMIN GOL DİYO:
Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan “Direk ulan.” diye anırmaktadırlar. Fakat içlerinden biri, “Gol abi.” der. Karşı takımdan bunu duyan biri direk atlar ve, “Ulan adamın gol diyo.” Diye serzenişte bulunur. Gol sayılır, adam dövülür.

ABANMA YOK:
Genelde küçük çocuklar arasında yaygındır. Kaleciler abanma yok derler. Aralarından yaşça büyük olanı “Lan karı mısınız.” dese de abanma olmaz.

GÖNÜL ALMA:
Büyüklerle küçüklerin ortak oynadığı maçta büyüklerden biri gaza gelip küçük bir çocuğa sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk sevilen bi simadır ve faulü yapan abidir. Penaltı kullanılır, genelde gol olmaz çünkü kalede bir ayı vardır ve penaltıyı atan küçük çocuktur.

KALECİ DEGİŞTİN 2 PENALTI:
Herhangi bir penaltı pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarından biri geçmek ister çünkü o her mevkide iyidir. Buna karşılık karşı takıma teselli olarak ekstra bir penaltı verilir. 1+1=2.

3 KERE SEKTİRME:
Kaleci degaj kullanırken eğer yanında bir rakip forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, “Açılsana ulan üç kere sektirdim işte.” der, rakip açılır.

Ne keyiflerdi bunnar bea. Bak gözlerim dolu dolu oldu.

Çift penaltı sisteminde eğer birinci penaltı kaçarsa ikinci şans vardır ama gol olursa ikinci şans kullanılamaz. Bunun mantığını hala çözebilmiş değilim.

Bazen top insanın pek münasip olmayan bi tarafına gelir, herkesin reaksiyonu aynıdır: “İşe işe!.” Uygun araziye çiş edildikten sonra maça devam edilir.

Mahalle maçlarında her zaman saçı ince telli ve uzun olan kişiler vardır. Bunlar geriden topu alıp bütün güçleriyle ileri koşarken kafalarını ileri doğru atarlar. Amaç gol atmak ya da rakibi çalımlamak değil, saçların rüzgarda ahenkle dans etmesini sağlamaktır. Bu kişiler büyüyünce Fenerbahçeli İlker gibi olurlar.

- Avut be oğumm avut
- Kasti faul yapma lann
- Direk abi direk, valla gol diil
- Abi siz çok güçlü oldunuz ya, Behçet’i bize verin, Necati’yi siz alin
- Ahh bacağım, annem anneeem
- Top benim oğlum, istediğimi oynatırım
- Beşte devre onda biter
- Santra yapın lan santraaa
- Şahsi oynama oğlum pas ver
- Abanma beee
- Yuhhh o da kaçar mı
- Hakeme gözlüüük
- Ortanı göriyim

Top zırt pırt araba altına kaçar. Böyle durumlarda, sahadaki en çelimsiz ve en hop-zıp kişi, en iri yari kişi tarafından topu almaya gönderilir.
Arabanın altına kaçan toplar tam ortasında durur bazen, kimse yetişemez oraya. Bu sefer taş atma ve sopayla itekleme faslı baslar. Arabanın egzozuna vurulan birkaç darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana çıkar bir taraftan; artık koşarak maça geri dönme zamanıdır.

At bakiim aabinin kıllı göösüne…
Ya ne iirenc bişiydi bu. Sen takımını kurmuşsun, paşa paşa maçını yapıyosun. Muhtemelen yaşça ve boyutça senden büyük olan eleman damlar, bu gereksiz cümleyi sarf ederek maça dahil olur, tadımızı tuzumuzu kaçırır.

GOL DİİL OLM BEL ÜSTÜ
Minyatür kale maçlarda elle tutulmasına engel olunmak için getirilmiş bir çözümdür ancak bel üstü gibi kişiden kişiye değişen ve ispatı zor bir kriter getirdiği için nice kavgaların çıkmasına, nice başların yarılmasına sebep olmuştur.

İyi güzel de bütün bu kavramlar kitabı olmadan, televizyon olmadan nasıl herkes tarafından bilinebiliyo? Ben diyorum ki gizli bi örgüt var, her mahalleye bi adam gönderiyo bilmemkimin amca oğlu olarak (bilmemkim de örgütten). Sonra mesela hem gol hem penaltı olunca ağızlara kolayca yerleşecek “giren gole penaltı olmaz” cümlesini söyluyo, pozisyon geçiyo, çocuk evine dönuyo ama ifade baki. Bazıları mahalle maçı kurallarının nasıl bilindiği sorusuna ise kalıtsal diyor.

Oynayacak kişi sayısının tek olması ve kimsenin oyundan çıkarılarak kalbinin kırılmak istenmemesi durumu söz konusu olur sıkça. Bu durumda futbol kariyeri en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile adlandırılarak birinci devre bi takımdan ikinci devre bi takımdan oynatılarak ufacık yüreklere ve beyinlere adaleti yerine getirmiş olma duygusu zerk edilir. Akşam herkes eve gidip yattığında da hep o günkü maçı, varsa attığı golleri, kaçırdıklarını, bir sonraki maçlarda yapmayı planladığı hareketleri hayallenerek uykuya dalar. Bu planlanan ama becerilemeyen hareketlere girmiyorum.

Bazen küçükler kendi aralarında oynarken eli torbalı bi iş dönüşü adamı maça dalıp topu küçüklerin ayağından alır ve aptal aptal şeyler yapmaya başlar. Eğer adam yetenekliyse bi iki numara yapıp çocukların aklını alır. En sonunda topa hızlıca vurur. Çocuklar topu yakalayamaz ve top uzağa gider.
Eli torbalı iş dönüşü adamı yaptığı ufak atraksiyondan mutlu bir halde evinin yolunu tutarken çocukların “hay .mına koyiim, top ta ebesinin .mına gitti, kim alcek lan topu?” dedikleri duyulur.

ELDEN GOL OLMAZ:
Paşa paşa oynuyoruzdur, adamın tekinin eline çarpar top, biz dikeriz topu, hemen bi mahalle maçı oyun kuralları uzmanı pörtler oradan bi yerden ve der ki, “Elden gol olmaz”! Ulan niye olmasın hasta mısın sen? El kararı verilmişse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmiştir elden gol olmayacağını, hatta baraj bile kurulmazdı bazen.
Ben de büyüyünce öğrendim elden direk kaleye çekilip gol atılabileceğini. Öğrendim de ne oldu, o caanım frikikler geri mi geldi?

Kumsalda oynanan maçlar genellikle topun denize kaçması ve maç içinde yorulan kişinin denize atlayıp topa ulaşıp, topla beraber yüzmeye devam etmesiyle sona erer. Herkes denize girer ve “Şampiyon Fener!” diye garip garip bağırır. Nedense de hep Fener diye bağırılır.

“Üç adım açılmak” denen olayı atlamak senelerini betonda top oynayarak, dizinde o çok derin olmayan ama sürekli yanan yaralarla dekore eden biçok mahalle topçusunu üzecektir. Top frikik noktasına dikilir ve rakip barajın üstüne doğru adeta onlar orda diilmişçesine yürünür. Kocaman üç adım atılır ve baraj göğüsle itmek suretiyle uzaklaştırılır. Adımların büyüklüğünden şikayet edenler iki kere “o-ha” der.

Penaltı vuruşlarında en bıçkın forvet oyuncusu sahne alacağından kalecinin gözü korkar. hemen içi rahatlatılır: “Korkma olm, teknik vurcam”.

Mahalle maçlarında rastlanan pek çok tatsız durumdan sadece biridir kalecisizlik. Herkes kendisini ispatlamak ve golleri yağmur edip yağdırmak istediğinden kimse kaleye geçmeyecektir. Adil düzen ilk “kalede son” diye bağıranı kayırmaktadır. hemen arkasından gelen “son bir”, “son iki” gibi çığlıkların sonunda artık son kaç olduğunun bir önemi kalmayan ağır kanlı arkadaş kaleye geçer. Kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka ayarıyla eldivenleri bir sonraki arkadaşına teslim edebilir. Nizam böyle emreder.

Arkadaşın biri “iyi orta gol getirir” diye bağırır o da iyi bi orta yapmaya çalışır ve ortasını yaptıktan sonra düşer. Arkadaşın dizi kanıyodur ama farkında değildir, birisi ordan “olm dizin kanıyo” der ve olan olmuştur, dizi kanayan çocuk ağlamaya başlamıştır.


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler